You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalizi insanların çoğunun kendilerini böyle bir zorunluluk altında hissetmediği bir zamanda hakkaniyetli bir şekilde ele alması, bana her zaman tanınmış bir bilim adamına büyük ölçekte değer kazandırmış gibi görünür. Bununla birlikte, bir keresinde, analitik teknik ile ilgili hem küçümseyici hem de yersiz olan bir fikir ifade etti. Analizana yorumlar sunarken, onu ünlü ilke olan “yazı gelirse ben kazanırım, tura gelirse sen kaybedersin” ilkesine göre tedavi ettiğimizi söyledi. Yani, analizan yorumumuzu kabul eder ise yorumumuz doğrudur; ama eğer analizan yorumumuzu kabul etmezse, bu sadece onun direncinin ifadesidir, bu da tekrar haklı olduğumuzu gösterir. Bu şekilde, ortaya koyduğumuz şeye nasıl cevap verirse versin, analiz ettiğimiz zavallı adamcağıza karşı her zaman haklı konumdayız. Şimdi, aslında analizanımızın ‘Hayır’ demesinin, bir yorumu terk etmemize neden olacak kadar yeterli bir kural olmadığı doğru olduğu için, tekniğimizin doğasının bu şekilde açığa çıkarılması, analiz muhaliflerince en fazla memnuniyetle karşılanmıştır. Bu nedenle, analiz sırasında hastalarımızın ‘Evet'lerini veya ‘Hayır'larını -onay ya da red ifadelerini- nasıl değerlendireceğimize dair ayrıntılı bir açıklama yapmak faydalı olacaktır. Uygulayıcı analist, bu kendini haklı gösterme sürecinde, doğal olarak zaten bilmediği hiçbir şey öğrenmeyecektir.
Analiz çalışmasında, analizanda erken dönem yaşantılara ait bastırmaların (kelimeyi en geniş anlamıyla kullanarak) bırakılıp, onların