You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Geçtiğimiz iki yıl içinde hayatımıza giren, yaşamı tehdit eden ve bizi tedbirler almak zorunda bırakan bir virüsle tanıştık; Coronavirüs. Bizi ölümle tehdit eden bu virüsün ortaya çıkışı, insanın doğa karşısında hâkimiyetini değil, aksine aczini ve kırılganlığını gösterirken, kendisini ortaya çıkaran şeyi de, ekolojik felaketin boyutlarını da gözlerimizin önüne serdi. Dünyamızın kaynakları tükeniyordu; ormanlar ve hayvanların doğal alanları büyük bir hızla yok ediliyordu. Ve bilim insanları pandemilerin daha da sıklaşacağını söylüyordu.
Bununla birlikte insanların evlere kapanması ve endüstrinin duraklamasıyla, insan kaynaklı gürültü ve kirlilik de ortadan kalkınca, karşı karşıya kaldığımız sahneler ve görüntüler oldukça çarpıcıydı; dünyanın kendisi adeta nefes aldı, doğa hızla kendini tamire girişti; hayvanlar meydanlarda, şehirlerde özgürce dolaştı. Bizlerin ise görüş alanı açıldı, doğanın sesini daha bir duyduk; birbirimizden izole olurken adeta medeniyetin doğayı bu kadar şehirleştirmeden önceki halini kıyısından sezer olduk.
Bu izolasyonun bir sonucu da ofislerimizdeki çalışma koşullarımızın değişmesi oldu; camları, kapıları açtık; koltukları, divanı birbirlerinden uzaklaştırdık, mesafelendik. Tüm bunlar olurken eklenenler, çıkarılanlar, uzaklaştırılanlar, açılanlarla birlikte odamızı algılamamız da değişime uğradı.
Doğaya ve hayvanlara açılan alandaki bu beklenmedik karşılaşmalardan biri ise seans odamda oldu; bir gün seans sırasında koridorda hareket eden bir şey dikkatimi o yöne çekti; ben ve analizanım dışında ofiste kimse olmadığından emin olduğum için, ilk anda bir tedirginlik hissettim. Derken bir kedi, kendinden gayet emin bir şekilde odaya/sahneye girdi ve pencereye doğru sıçrayıp camdan dışarıya çıktı. Analizanın ya da benim davet etmediğim bir misafir. O günden sonra,
kedi bazen günde iki üç kez aynı şeyi yaparak ofisi ve odayı bir geçit gibi kullanmaya başladı; ben ve analizanlarım da zaman içinde covidle yaşamaya alıştığımız gibi, onun geliş gidişler