You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Çocuklarımızın ruhsal yaşamlarında yer edinmiş masalların anlam ve önemini psikanalitik çalışmada da görmek alışılmamış bir durum değildir. Hatta bazı insanların en sevdikleri masallar, bizzat kendi çocukluk anılarının yerini almış hâldedir; bu kişiler masalları perde anılara dönüştürmüştür.
Kaynağını masallardan alan malzeme ve durumlar sıklıkla düşlerde de kendilerini gösterir. Söz konusu bu içerikleri yorumlarken hasta, çağrışım olarak kendisi için önemli bir masalı getirecektir. Bu durumun oldukça sık rastlanan iki örneğini, bu yazıda paylaşacağım. Ancak yine de masallar ile düşü gören kişinin çocukluk öyküsü ve nevrozu arasındaki ilişkiye dair bir fikir sahibi olmaktan ileriye gitmek mümkün görünmemekte ki bu kısıtlılık analist için en anlamlı sayılabilecek bağlantıların kopması riskini de taşımaktadır.
Paylaşacağım örneklerden ilki, birkaç gün önce eşi tarafından ziyaret edilmiş genç bir kadının düşüdür: Tamamen kahverengi bir odadadır. Odada dik bir merdivenin tepesine açılan küçük bir kapı vardır ve bu merdivenden içeriye tuhaf bir cüce girer. Saçları beyaz, tepesi kel, burnu da kırmızı olan bu kısacık adam kadının önünde, odanın içinde oradan oraya dolaşarak son derece tuhaf hareketlerle dans edip tekrar merdivenlerden inip çıkar gider. Üzerinde içini tamamen gösteren gri giysiler vardır (Düzeltme: Üzerinde uzun, siyah bir palto ve gri pantolon vardır).
Yorum: Cücenin dış görünüşü, hiçbir değişime mahal vermeyecek şekilde kadının kayınpederine uymaktadır.1 Hemen ardından kadının
* . “Märchenstoffe in Träumen.” Gesammelte Werke: Chronologisch Geordnet, 1913, 10: 2-9
Kısa saç kesimi hariç; kayınpederinin saçları uzundu.
aklına düşündeki adam gibi tuhaf bir şekilde dans ederek adını kraliçeye açık eden “Rumpelstiltskin” masalı geldi. Masaldaki cüce, adı ortaya çıkınca kraliçenin ilk doğan çocuğunu almak üzere girdiği iddiayı kaybetmiş, öfkeden kendi kendisini iki parçaya ayırmıştı.
Düşü gördüğü gün kendisi de eşine öyle sinirliydi ki “onu ortadan ikiye ayı