You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Beyler! Bugün burada ağırlıklı olarak pratik amaçlar için biraraya geldiğimizden, ben de giriş konuşmamda pratik bir konu seçerek bilimsel değil, tıbbî ilgi alanlarınıza hitap edeceğim. Terapimizin sonuçlarına dair olası görüşlerinizi tahmin edebiliyorum ve hâlihazırda çoğunuzun, yeni başlayan herkesin geçtiği iki aşamayı, yani terapötik başarımızdaki beklenmedik artışın yarattığı coşku aşaması ve çabalarımızı engelleyen zorlukların büyüklüğünden kaynaklanan çökkünlük aşamasını deneyimlemiş olduğunu varsayıyorum. Ancak, bu gelişim sürecinin hangi aşamasında olursanız olun, bugün size nevrozlarla mücadelede kaynaklarımızın asla tükenmediğini ve yakında terapötik beklentilerimizde önemli bir iyileşme bekleyebileceğimizi göstermek isterim.
Sözünü ettiğim iyileşmenin üç yönden geleceği kanaatindeyim:
içsel ilerleme yoluyla,
otoritenin artışı yoluyla ve
çalışmamızın genel etkisi yoluyla.
“İçsel ilerleme” ile kastettiğim, (a) analitik bilgimizdeki ve (b) tekniğimizdeki ilerlemedir.
a) Bilgimizin ilerlemesi üzerine: Hastalarımızın bilinçdışı süreçlerini anlamak için ihtiyaç duyduğumuz her şeyi bilmekten hâlâ çok uzağız. Bilgimizdeki her ilerlemenin terapötik gücümüzün artması anlamına geldiği açıktır. Hiçbir şey anlamadığımız sürece, hiçbir şey başarmış
* S. Freud'un “Die Zukünftigen Chancen Der Psychoanalytischen Therapie” başlıklı yazısının Almanca aslından, 1924 tarihli baskıyı temel alan İngilizce çevirisiyle (J. Strachey) karşılaştırılarak çevrilmiştir.
olmayız; ne kadar çok anlarsak o kadar şey başarırız. Psikanalitik tedavi, başlangıç aşamasında amansız ve yorucuydu. Hasta her şeyi kendisi söylemek zorundaydı; hekimin faaliyeti de, hastayı durmaksızın teşvik etmekten ibaretti. Bugün artık durum daha rahat bir hâle geldi. Tedavi artık iki kısımdan oluşuyor: ilki, hekimin çıkarımları ve hastaya söyledikleri, ikincisi ise hastanın duyduklarını işleyişi. Yardımımızın tedavi mekanizmasını anlamak oldukça basit; hastaya ileriye yönelik, bilinç düzeyinde bir düşünce sunuyor, h