You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
“zaman mı? değil zaman akan zaman değil mesafelerdir.”1
Her şey zamanda ve zamanla oluyor. Bebek annenin zihnine düşüyor, zamana doğuyor; annenin sesinin gidip gelişinde zamanı tanıyor; memede aşkla bakışırken zaman bir an duruyor. Baba bebeği bir başka zamana yazıyor, zamanlar çoğalıyor. Bazense zamanı yakalamak, zamana tutunmak mümkün olamıyor; zaman donuyor, zaman ancak öldürülüyor. Oysaki acılara da bazen sadece zaman deva olabiliyor. Zaman başlangıçlara ve yolculuklara da olanak veriyor; zaman akıyor ve geçiyor…
Zaman akıyor ve geçiyor; “bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu.”2 Peki zamanda akan ve adımlanan nedir gerçekten, zamanda geçen, içinden geçilen nedir? Bilinçdışının zamanı tüm zamansallığı aşıyor, sanki akıyor ama geçmiyor da. Burada belleğin ilmeklerini yarıp yırtıyor zaman, olumsuzluyor ve olumsuzlanıyor. Yitip gitmiş zaman bir sonradan darbe (apres-coup) ile tarih meleğinin dehşetli gözlerinden yeniden şavkıyor, burada anısı silinmişe “gölgesi vuruyor Zaman'ın.”3
Bebeğin ve ruhsallığın, bilinçdışının ve psikanalizin zamanı birbirini yankılıyor; zaman zihnin işleyişinin ve psikanalitik sürecin göbeğine, psikanalitik düşüncenin kurucu zeminine yerleşiyor. Analist ve analizan, “ötekine konuşanlar”, “iç yolculuğun iki kıyısı” zamanda sınıyorlar kendilerini; psikanaliz zamansız'ın bağrında yoğruluyor.4
Bir de yazının zamanı var, yazılmak'la zamanı hafiften silkeleyen yazının, orası bizim şimdi giremeyeceğimiz kadar yeğin. Ancak, bu coğrafyada
, “Yarımada/Ortadoğu IV”, Sevda Sözleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995, s. 112-113.
, “Sıyrılıp Gelen”, Kalbim Unut Bu Şiiri, Everest Yayınları, İstanbul, 2003, s. 139.
, “Gölge ve Zaman”, Büyü'sün, Yaz! Toplu Şiirler (1969-2005), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2006, s. 191.
, “Sunuş”, Psikanaliz Yazıları, 1, 2000, s. 5.
psikanalizi yazmanın, Psikanaliz Yazıları'nın geçip geldiği zaman için bu sayı bir dönüm, 25 yıl, 50. sayı! Talat Parman “gelecek hep küçük ve kısa” diye y