You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalitik tedavinin amacı hastanın, o zamana kadar sekteye uğramış olan öznelleştirme sürecini gerçekleştirmesini sağlamaktır; psikanalitik tedavi özetle, hastanın o zamana kadar semptom şeklinde katlandıklarını öznel olarak kendine mal etmesine yardımcı olarak kendi ruhsal gelişimini takip etmesini olanaklı kılmayı hedefler.
Bu öznel gelişimin her adımda birbirine eşlik eden iki düzlem içerisinde sürdürülmesi gerektiğinin anlaşılması önemlidir. Analitik tedavi bir yandan hasta ve analist arasındaki, elbette ilk örneği anne-çocuk ilişkisi olan, eşzamanlı ilişkiye has dinamiği, diğer yandan da kişisel tarihin artzamanlı yeniden gözden geçirilmesini, yani süreksiz “sıçramalardan” oluşan bir zamansal güzergâhı kullanır. Jacques Lacan 40'ların ortasında öne sürdüğü zamansal kesme [temporal scansion] kavramıyla bu ikinci, artzamanlı düzleme özellikle dikkat çekmiştir.
Lacan bu yeni kavramı, savaştan önce -1936'da- yine kendisinin önerdiği ve sonra 1949'da yeniden ele aldığı önceki model olan, ayna evresi modeliyle ilişkili olarak ortaya atmıştır. Aslında kesme kavramıyla Lacan özel zamansal ardışıklık düzlemine ait bir şeyi, o zamana kadar, yapılandırıcı eşzamanlı bir ilişki üzerine kurulu olduğundan bahsettiği bir modelin içine katmak ister: Bu model, oluşmakta olan öznenin, “ayna”nın yansıtıcılığı aracılığıyla ilksel ebeveyniyle yaşadığı bedensel karşılaşma üzerine kuruludur.