You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Bu sayının konusunu belirlerken geçtiğim süreci anlatarak başlamak isterim. Belki birçok kişi benzer duygular yaşamıştır hem onlara bir ses olmak hem de beni uzun süredir meşgul eden duyguyu ve arayışı nasıl ve nereye oturttu-ğumu sizlerle paylaşmak adına bu satırları yazmaya giriş-tim. Derneğimizin en önemli etkinliklerinden biri olan İç Seminer için konu arayışında olduğum dönem, Behice Boran ile ilgilendiğimiz konuları kaleme dökmeye çalışıyorduk. Liste kabarıktı ama o zamanlar nedenini bilmediğim bir şekilde Öznelliklerarasılık öne çıkıyordu. Hastanın bilinçdışı iletişimine nasıl açık olunacağı psikanalizin temel meselesidir. Benim de çabam bu yöndeydi ve bu bakış açısı bir yandan seansta olup biteni anlama bağlamında işi kolaylaştırıyordu bir yandan da bazı kuramsal kavramlara bambaşka ve çok daha anlaşılır bir boyut kazandırıyordu. Öznelliklerarasılık İç Seminer'in konusu oldu ve gene Behice Hanım'ın önerisiyle bu konuda bir sayı düzenlemeye karar verdik. Behice Boran'a benimle bu konuyu çalıştığı ve süreç içindeki desteği ile hep yanımda olduğunu hissettirdiği için çok teşekkür etmek isterim.
Öznellik, yalnızca içsel bir yapı değil, içine doğduğumuz, zaten var olan ve ayrılmaz bir parçası olduğumuz öznelliklerarası dünyanın içinde şekillenen bir varoluş biçimidir. Öznellik ancak ‘üçüncü’ özne denilen sarmalayıcı bir yapı içinden doğar. Yani ‘üçüncü’ özne öznelliğin doğumu için hayati bir gerekliliktir; yaşam yalnız başlayamaz. Ayrıca olumsuz yaşantılar ancak bir şekilde böyle bir yapının içinde tamir edilebilir. Temsil edilemeyen, düşünülemeyen, hayali kurulamayanın sindirilemeyeceğini ve ruhsal gerilime yol açacağını düşünürsek bu noktada analist olarak görevimizin temsil yolunu açmak olduğunu söyleyebiliriz. Belki de beni bu konuya çeken faktörlerden biri yaklaşımın aynı zamanda ne kadar ümit verici olduğudur. Öznelliklerarasının, simgeleştirmenin, öznelliğin üçüncü bir alan içinde yaratımı bizi hiçbir zaman tam anlamıyla ulaşa-masak da hastanın duygusuna ve